Leonardo da Vinci

Hayatı ve Eserleri

10 Maddede Da Vinci’nin Çocukluğu

1- Leonardo da Vinci evlilik dışı bir çocuk olarak dünyaya gelmiştir.

Aslında evlilik dışı olarak 1452 yılında Vinci kasabasında dünyaya gelmesi Leonardo için bir şans sayılabilir aksi takdirde, en az beş kuşaktır ailesinde doğan tüm ilk erkek çocuklar gibi noter olması beklenecekti.

2- Leonardo'nun annesi oldukça yoksuldu.

Leonardo'nun annesi ne doğum kaydında ne de vaftiz belgesinde değinilmeye değer bile görülmemiştir. Konunun oldukça muallakta olmasının yanı sıra, adının Caterina Lippi olduğunu ve Vinci kasabasında on altı yaşında öksüz, yetim ve yoksul bir kızken Leonardo'yu hayata getirdiğini nihayetinde keşfedilmiştir.

3- Leonardo 8 aylıkken babası zaten nişanlısı olan Albiera ile evlenir.

14 yaşında öksüz ve yetim kalan Caterina, kardeşine ve kendisine tek başına bakmak zorunda kalır. 1451 yılının Temmuz ayında yirmi dört yaşındak zengin ve seçkin Piero da Vinci ile bir ilişki yaşar. Ancak evlenmeleri pek olası değildir. Her ne kadar Caterina, erken dönem bir biyografist tarafından "iyi kandan" gelen biri olarak tanımlansa da farklı bir sosyal sınıfa mensuptur. Piero zaten kendisi için daha uygun bir eş adayı olan müstakbel karısıyla zaten nişanlıdır: önde gelen Floransalı bir kunduracının on altı yaşındaki kızı Albiera ile. Piero ile Albiera, Leonardo'nun doğumunu izleyen sekiz ay içinde evlenir.

4- Leonardo'nun çocukluğu iki ev arasında geçti.

Caterina ve Accattabriga, Vinci civarında küçük bir çiftliğe yerleşti ve Piero da Vinci ile iyi ilişkiler içinde kaldılar. Yirmi yıl sonra Accattabriga, Piero tarafından kiralanan bir fırında çalışmaya başladı ve yıllar içinde birkaç sözleşme ve senette birbirleri için şahitlik yaptılar. Leonardo'nun doğumunu takip eden yıllarda, Caterina ile Accattabriga'nın dört kızları ve bir oğulları oldu. Piero ve Albiera'nın ise çocukları olmadı. Esasen Leonardo yirmi dört yaşına gelene kadar babasının başka çocuğu olmadı. (Piero üçüncü ve dördüncü evliliklerinden en az on bir çocuk sahibi olarak bu durumu telafi etti.)

5- Leonardo'nun doğduğu dönem adeta "Piçlerin Altın Çağı" olarak kayıtlara geçmiştir.

Leonardo'nun geniş katılımlı vaftiz töreninin de gösterdiği gibi, evlilik dışı doğmak toplum için bir utanç kaynağı değildi. On dokuzuncu yüzyıl kültür tarihçisi Jacob Burckhardt daha da ileri giderek Rönesans İtalya'sını "piçlerin altın çağı" olarak nitelendirmiştir. Özellikle yönetici ve aristokrat sınıflar arasında gayrimeşruluk kişinin önünü kesen bir durum değildi. Leonardo'nun doğduğu dönemin papası II. Pius, kendisini karşılayanlar arasında egemen Este ailesinden, tahttaki dük de dahil olmak üzere, hepsi evlilik dışı doğmuş yedi prensin bulunduğu Ferrara ziyareti hakkında şöyle yazmıştır: "Ne tuhaf ki o ailede taht asla meşru bir varise kalmamıştır; metreslerden doğan oğullar, eşlerden doğan oğullardan çok daha talihli olmuştur." Bizzat Pius da en az iki gayrimeşru çocuk babasıydı.)

6- Leonardo, gayrimeşru olmanın avantajlarından yararlanmıştır.

Leonardo şansına, Floransa'nın noterler loncası "non legittimo" kişileri yasakladığından noter olamadı. Ama aile geleneğinin ayrılmaz bir parçası haline gelen not alma güdüsünden faydalanırken bir yandan da kendine ait yaratıcı tutkularının peşinde koşmaktan özgürdü. Bu onun şansına olan bir durumda. Zira kötü bir noter olurdu; özellikle ilgilendiği proje çekiciliğini yitirip bir rutine dönüştüğünde çok çabuk sıkılıyor ve dikkati dağılıyordu.

7- Kendini "Deneyim Müridi" olarak tanımlardı.

Evlilik dışı doğmasının Leonardo için bir diğer olumlu yanı da erken Rönesans'ın geleceği parlak meslek erbabı ve tacir adaylarına klasikler (Antik Yunan ve Roma'ya ait temel metinler) ve beşeri bilimler eğitimi verilen "Latince (gramer) okuluna" gönderilmemiş olmasıydı. Leonardo "abaküs okulu" adıyla da bilinen okulda aldığı azıcık ticari matematik eğitimi dışında esasen kendi kendini yetiştirmişti. Kendisini ironiyle karışık "okumamış biri" olarak tanımlarken bu konuda savunmacı bir tutum takınmış gibi gözükse de resmi eğitim görmemesinin onu bir deneyim ve deney müridine dönüştürmesinden gurur duyuyordu. Hatta bir seferinde imzasını "Leonardo da Vinci, disscepolo della sperientia [deneyim müridi]" şeklinde atmıştır.

8- Leonardo'nun ilk anısı...

Leonardo çocukluğuna dair en canlı anısını, elli yıl sonra kuşların uçuşunu incelerken kayda geçmiştir. Şahin benzeri, çatal kuyruklu ve havada rahatça yükselip süzülmesini sağlayan zarif, uzun kanatları olan bir kuş türü, çaylak kuşu hakkında yazmıştır. Muhtemelen hayal gücü devreye girse de anısını şu şekilde kaleme alır; "Özellikle bu çaylak üzerine yazmak benim kaderim sanki çünkü bana öyle geliyor ki çocukluğumun ilk anısı, ben beşikteyken, bir çaylağın yanıma gelip kuyruğuyla ağzımı açması ve dudaklarımın içine kuyruğuyla birkaç kez vurmasıydı."

9- Leonardo'nun çocukluğu Freud'un da ilgisini çekmiştir.

İki anneyle geçen bir çocukluk, genellikle ortada olmayan bir baba ve çarpan bir kuyrukla oral bir deneyim: Freudyen bir psikanalist bu karışımın üzerine atlardı. Atladı da: hem de bizzat Freud. Freud'un 1910'da yayımladığı Leonardo da Vinci'nin Bir Çocukluk Anısı adlı kısa kitabı da bu çaylak hikayesinden çıkmıştır.

10- Mağara anısı ve balina fosili keşfi.

Leonardo'nun karakteri ve dürtülerinin nasıl şekillendiğini kavramak için, Floransa yakınlarında yaptığı bir yürüyüşü içeren anısına bakılabilir. Leonardo yürüyüş sırasında karanlık bir mağaraya rastlar ve içeri girip girmemek konuusunda tereddüte düşer. " Loş kayalıklar arasında biraz dolandıktan sona büyük bir mağaranın ağzına geldim ve bir süre şaşkınlık içinde orada durdum" diye anlatır. "Bir o yana bir bu yana eğilip bükülerek içeride keşfedilecek bir şey olup olmadığını görmeye çalıştım ama içerideki karanlık bana engel oldu. İçimde ansızın karşıt iki duygu belirdi: Korku ve arzu: ürkütücü, karanlık mağaranın yarattığı korku ve içeride harikulade bir şey olup olmadığını görme arzusu." Arzusu üstün gelir, doymak bilmez merakı baskın çıkar ve Leonardo mağaraya girer. Mağaranın içinde duvara gömülü bir balina fosili keşfeder. "Ey yaratıcı doğanın güçlü ve daha önce canlı gövdesi" diye yazar, "muazzam gücün fayda etmemiş." Bazı uzmanlar onun hayali bir yürüyüşü anlattığını ya da Seneca'dan bazı dizeler üzerinde oynadığını düşünmüştür. Ancak anısını yazdığı defter sayfası ve etrafındaki sayfalar fosil katmanlarının tasvirlerleriyle doludur ve gerçekten de Toscana'da fosilleşmiş birçok balina kemiği bulunmuştur.

Bonus:

Kaynak: Leonardo Da Vinci - Walter Isaacson